Firma Bul

BAŞ AĞRISI

Mikel, hovardalıkları ve çapkınlıkları anılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor, gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
- Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var, der doktor.
- Doktor, önce iyi haberi söyleyin lütfen.
- Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim.
- Peki, kötü haber nedir doktor bey?
- Çok nadir görülen bir durumdur. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu, erkeklik organınızı almak.
Mikel bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
- Ne yapsam, acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
Hastaneden taburcu olduğunda;
- Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
- İşte tam aradığım takım elbise! Der ve dükkâna girer.
Tezgâhtara;
- Yeni bir takım elbise istiyorum der.
Tezgahtar Mikel'yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve
- Bir bakalım. 45 beden! Der.
Mikel gülerek:
Kesinlikle doğru, nereden anladınız?
- Bu benim işim, "My Jop".
Mikel takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Mikel aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgâhtar sorar;
- Yeni bir gömlek de ister misiniz?
Mikel bir kaç saniye düşündükten sonra;
- Elbette der.
Tezgâhtar Mikel'ya şöyle bir bakar;
- Kol numarası 33 ve 15 numara yarım yaka.
Mikel şaşırır;
- Kesinlikle doğru nereden anladınız?
- Bu benim işim, "My Jop".
Mikel gömleği giydi. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgâhtar sorar;
- Yeni ayakkabıya ne dersiniz?
- Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım
Tezgâhtar Mikel'ın ayaklarına bakarak:
- Evet 41
Mikel iyiden iyiye afallar:
- İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!
Tezgâhtar:
- Efendim. Bu benim işim, "My Jop".
Mikel ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkân içerisinde bir tur atarken tezgâhtar:
- Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Der.
Mikel aynaya bakarak:
- Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm. Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Lan ben var ya ben... Diye düşünürken tezgâhtar yine sorar;
- Size bir tane de don verelim efendim.
Mikel bir kaç saniye düşünür ve:
- Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin! Der.
Tezgahtar geri adım atarak Eveeeeet. 38 beden! Der.
Mikel gülerek;
- İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 36 beden giyiyorum! Der.
Tezgâhtar kafasını sallayarak;
- Hayır. Size 36 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur! Der.

Önceki Fıkra JİNEKOLOG
Sonraki Fıkra DERİ CÜZDAN